denizli.news

denizli.news

köşe yazısı /
Mutlak Butlan ve Demokrasi: CHP Üzerinden Türkiye’ye Verilen Mesaj

Mutlak Butlan ve Demokrasi: CHP Üzerinden Türkiye’ye Verilen Mesaj

Türkiye bugün yalnızca bir parti içi liderlik tartışmasının içinde değildir. Yaşananlar, bir siyasi partinin genel başkanının değişmesinden çok daha büyük bir meseledir. “Mutlak butlan” adı verilen hukuki kavram üzerinden yürütülen süreç, aslında Türkiye’de seçilmiş iradenin, siyasi meşruiyetin ve demokratik rekabetin sınandığı tarihi bir dönüm noktasıdır. Bu nedenle tartışılması gereken konu yalnızca CHP’nin yönetimi değil, Türkiye’nin gelecekte nasıl yönetileceğidir.

Kasım 2023’te gerçekleştirilen kurultayda delegeler tercihini değişimden yana kullanmış, Özgür Özel açık farkla genel başkan seçilmişti. Ardından gelen 2024 yerel seçimlerinde CHP, 47 yıl sonra Türkiye’nin birinci partisi oldu. İstanbul’dan Ankara’ya, Adana’dan Bursa’ya kadar milyonlarca seçmenin desteğini alan bu yönetim anlayışı, sandıkta karşılığını buldu. Bugün ise milyonlarca vatandaşın oylarıyla güçlenen bu siyasi irade, “mutlak butlan” kararı üzerinden etkisiz hale getirilmeye çalışılıyor. Bu tablo yalnızca CHP seçmenini değil, demokrasiye inanan herkesi ilgilendirmektedir.

Tam da böyle bir dönemde gözlerin çevrildiği isim Kemal Kılıçdaroğlu olmuştur. Çünkü tarih bazen siyasetçilere koltuklarını değil, karakterlerini koruma fırsatı verir. Kılıçdaroğlu’nun önünde de böyle bir tercih vardı. Değişimin önüne geçerek mahkeme koridorlarından geri dönmeyi kabul etmek ya da milyonlarca seçmenin ortaya koyduğu siyasi iradeyi savunmak. Ne yazık ki tercih ettiği yol, CHP tabanında büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Seçimle kaybedilen bir makamın mutlak butlan kararıyla geri alınmasını meşrulaştırmaya çalışmak, yıllarca savunulan demokrasi söylemiyle açık bir çelişkidir.

Daha da çarpıcı olan ise zamanlamadır. CHP’nin yerel seçim başarısının ardından belediye başkanlarının tutuklandığı, muhalefetin yoğun baskı altında olduğu, Türkiye’nin ekonomik ve siyasi belirsizliklerle mücadele ettiği bir dönemde yaşanan bu kriz, sıradan bir hukuk tartışması olarak görülemez. Dünyanın dört bir yanında demokrasi, halkın tercihlerine saygı üzerinden tanımlanırken; Türkiye’de milyonlarca seçmenin desteklediği bir siyasi hareketin yönetiminin mutlak butlan kararıyla değiştirilmeye çalışılması, ülkenin demokratik standartları açısından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.

Bugün mesele Özgür Özel’in genel başkanlığı meselesi değildir. Bugün mesele, siyasi rekabetin sandıkta mı yoksa mahkeme salonlarında mı sonuçlandırılacağı meselesidir. Eğer bir partinin delegelerinin ortaya koyduğu irade, aradan yıllar geçtikten sonra mutlak butlan kararıyla yok sayılabiliyorsa, yarın hiçbir siyasi yapı kendisini güvende hissedemez. Demokrasi, yalnızca seçim günü kullanılan oylardan ibaret değildir; seçim sonuçlarına saygı duyulmasını da gerektirir.

Türkiye’nin önünde iki yol vardır. Birincisi, siyasi mücadelelerin sandıkta verildiği, iktidarın da muhalefetin de meşruiyetini seçmenden aldığı demokratik bir gelecek. İkincisi ise siyasi hesapların yargı kararları üzerinden şekillendiği, seçilmiş iradenin sürekli tartışmaya açıldığı bir gelecek. Bugün CHP’de yaşanan mutlak butlan krizi, aslında bu iki Türkiye arasındaki mücadelenin yeni adıdır. Ve bu mücadelede tarihin soracağı soru şudur: Halkın verdiği kararı kim savundu, kim o kararın karşısında durdu?

whatsapp